Ana içeriğe atla

Prof. Dr. Ahmet İnam

Bilge dediğin hem fırlama olur, hem de puşt olur. Bilge, hayatın bütün hazlarının ardından koşar ama o hazların hiçbirinin dangalağı olmaz. Serserilerle konuşur, berduşlarla arkadaşlık eder, bir sürü dedikodunun farkındadır, magazinleri izler ama bulaşmaz.Günde on beş dakika televizyon izler ama sonra genellikle evleri iki katlı olduğundan yukarı çıkar, Mevlana'yı Farsçasından okur, yatmadan önce iki bardak şarap içer.Bilge adamda hem sokakta süren hayatı yaşayabilme yeteneği ve gücü vardır hem de o hayatın dışına çıkabilme cesareti. Yani bilge insan, hayatın içindedir. Leman'ı, Penguen'i okuduğu zaman esprileri anlar, mel mel bakmaz. Yani ben bilgeyim, bu adamlar ne biçim espri yapıyor, çok ayıp demez. Son çıkan küfürleri bilir. Yeni küfürler üretir. Yaşamdan tat almayı bilir ama bunu hiçbir zaman ayağa düşürmez. Ayağıyla yaşadığı yaşamı, yukarı çeker. O küfür ettiği zaman, küfür onda besmele gibi bir şey olur. Bizde bilge, yerinden kalkmaz, aksakallı, yemek yemez, çişi gelmez biri olarak bilinir.Oysa bilge dediğin doğal gaz kuyruğuna girer, sırasını kapan olursa kavga eder, gerekirse karakolluk olur.

Aşk doğuştan hormonlarla ilgilidir ama aynı zamanda kazanılması, edinilmesi gereken de bir şeydir. Emek ister. Hormonu iyi salgılayan aşık olduğunu sanabilir, çıldırabilir, azabilir ama aşk ayrı bir şey. Bir sanat, bir güzellik yaratmaktır aşk. Hıyarların, hamhalat heriflerin işi değildir.Diyelim ki kızın birini görüyorum, içime bir ateş düşüyor ve aşık oluyorum.Yok, öyle yağma, böyle beleş bir şey olabilir mi? Ateş düştükten sonra ne halt yediğine bağlı olarak aşk olur ya da olmaz. Ateş düştükten sonra oateşi düşüren kişiye gidip onu söndüreyim hemen diyorsan, orada aşk yoktur.Ama aşk düştüğünde; kendimizi, hayatı, yaşadığımız kültürü anlamaya ve dönüştürmeye çalışıyorsak, işte aşk odur. Bize insan olduğumuzu hatırlatır ve büyük bir sorumluluk yükler. Aşık olduğum zaman aklıma şu gelmeli, aşığım, demek ki yapacak çok iş var. Yani aşktan aldığımız enerjiyle bir yere bir ağaç dikebiliyorsak, bir insana yardım edebiliyorsak, farklı kitaplar okuyabiliyorsak, gereğini yerine getirdiğimiz şeydir. Aşk eşittir sevgili değil, iki kişilik de değil çok kişiliktir aşk. Bütün dünyayı düşman belleyip Leyla'yı sevmek değildir. Leyla'da bütün insanlığı sevmektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Murat Menteş - Ruhi Mücerret 3

* Hatırlananlar, yaşananlarla örtüşmez; anlatılanlar da hatırlananlarla. * BİMbaşı * Seni öldürmeyen şey, seni şişmanlatır. * Mükemmel kişiler mükemmeliyetçi olmazlar. * Cennete ve cehenneme inanıyorum, çünkü ikisi de bu dünyada mevcut. * Çok şakacısınız. - Değilim, espritüelim. Espri, hakikate yaklaşmanın; şaka ise gerçeklerden kaçmanın yoludur. * Kadın karar verene, erkek anlayana dek ömür bitiyor. * Bana, içimi görmeye çalışır gibi baktı. * "Çay alır mıydınız?" Bu cümleye dikkat edin sevgili okur. Bir düşüncenizi söylediğiniz anda çay teklif eden kimse, size katılmıyor demektir. * "Yapabileceği tüm hataları yapıp hiç ders almamak" diye bir şey olmasaydı ben icat ederdim. * Mısralar kalbe barut döküyor, müzik ise kıvılcım saçıyordu. * Haklı çıkmanın aşağılık tatmininden vazgeçemeyen beleşçiler, kötümserlikte ısrarcıdır. * Cevabını bilmediğin sorular sorma. * Sadece mübadele aracı olan paranın doğurduğu hiyerarşi, iletişimi de ilişkileri ...

Murat Menteş - Ruhi Mücerret

* Hayat nasıl gidiyor? - Yaşayan birine sor. * Yapabildiğim tek spor bu: Çay karıştırmak. * Kurt kocasa da huyu değişmez. * Kim 100 yaşında olmak ister ki? - 99 yaşındakiler. * Harbin hakikisi de, temsili de, rüyası da canımı yakıyor. * Memleket sathına yayılmış olan savaş küçüle küçüle benim hafızama kadar geriledi, münferit bir vaka haline geldi. * Hayatın en zor kısmı ilk 100 yıldır. * Artık kimseleri gömmek istemiyorum. Mezarlıklara dolu gidip boş dönmekten yıldım. * Düğününe gittiğim herkesin cenazesine de gittim. Dün mama isteyenler, şimdi börtü böceğe ziyafet oldu. * Tamam, ölenle ölünmüyor. Lakin yaşayanla da yaşanılmıyor. * Geçmişte kalan her şey kısa sürmüştür demektir. * Tesadüf, talih ve bahtsızlık... hepsi kaderin şubeleridir. * Mazideki kederleri hatırlamanın sağlayacağı koruma, unutmanın getireceği huzurun yanında bir hiçtir. Lakin aklın forsu hafızaya sökmez. * 100 sene nasıl mı geçti? Size şu kadarını söyleyeyim, 1 saniye ile 1 asır arasınd...

öyle ya da böyle

* Otomobil şirketleri bazen araçlarını geri çağırıyor ya... Tanrım sen de bazı kullarını geri çağır lütfen ya... * Her kadına sahip olmaya çalışan adam, bir kadına hasret kalır. * Düşündüğünüz, Söylemek istediğiniz, Söylediğinizi sandığınız, Söylediğiniz, Karşınızdakinin duymak istediği, Duyduğu, Anlamak istediği, Anladığını sandığı, Anladığı arasında farklar vardır. Dolayısıyla yanlış anlaşılmanızın en az 9 ihtimali var. Anlaşılmak lüks olmamalı... * Hiç kimse mükemmel değildir; ta ki sen onlara aşık oluncaya kadar. * Unutma! Susarsan çok şey duyarsın. * Nükleer Başlıklı Kız * Akıl "fukara" olunca, fikir ''ukala'' olurmuş. * Hamamböceği kafasız 8 gün yaşarmış. Peh! O da birşey mi? Kimi insanlar beyinsiz bi ömür yaşıyor. * Ne yaparsam yapayım olay oluyor. Her şeye rağmen ayaktayım ya herhalde bazılarına bu koyuyor! * Motorlu araçlar departmanı ve sağlık bakanlığının yaptığı son araştırmalara göre trafik kazalarının %23'ü alkol yüzünden meydana gelmektedir...